|
Aşagıda geniş şekilde aktaracağımız gibi
yabancılara gayrimenkul satışı 03.07.2003 tarihinde düzenlenmişti
ancak daha sonra düzenlenen bu yasayı Anayasa Mahkemesi şu gerekçelerle
iptal etti: Yabancıya mal satışının
iptal gerekçesi
Ankara
Anayasa Mahkemesi, "karşılıklı olma ve kanuni sınırlamalara uyulma"
koşuluyla yabancıların mal edinmesini öngören yasa maddesini iptal
gerekçesinde, mal edinilmesinin usul ve esaslarının yasada ayrıca
belirtilmesinin ülkenin bütünlüğü, güvenliği, coğrafi özellikleri, stratejik
konumu ve öncelikleri açısından önemli olduğu ifade edildi.
Tapu Yasasının 35inci maddesi, 4976 Sayılı Yasanın 19uncu maddesi ile
değiştirilerek, "karşılıklı olma ve kanuni sınırlamalara uyulma" koşuluyla
yabancıların mal edinmesinin önü açılmıştı. CHPnin, başvurusu üzerine,
Anayasa Mahkemesi yasanın iptal edilmesine karar verdi. Yüksek Mahkemenin
iptal kararının gerekçesi, Resmi Gazetede yayınlandı.
YABANCILARIN MAL EDİNMESİ
4916 sayılı Yasanın 19uncu maddesi ile değiştirilen Tapu Yasasının 35nci
maddesi, karşılıklı olmak ve kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, yabancı
uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre
kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin, Türkiye Cumhuriyeti
sınırları içinde taşınmaz edinebileceklerini düzenliyor. Yasa, Türkiye
Cumhuriyeti ile arasında karşılıklılık olmayan devlet vatandaşlarının kanuni
miras yoluyla edindikleri taşınmazlar ile kanuni kısıtlamalara tabi
alanlardaki taşınmazların, intikal işlemleri yapılarak tasfiye edilmesi veya
bedele çevrilmesini öngörüyor. Yabancı uyruklu gerçek kişilerin, kanuni
miras dışında ölüme bağlı tasarruflar yoluyla otuz hektardan fazla taşınmaz
edinebilmesi ise Bakanlar Kurulunun iznine bağlanıyor.
YASADA USUL VE ESASLAR DÜZENLENMEDİ
Anayasa Mahkemesinin yasayı iptal gerekçesinde, bilim ve teknolojideki
gelişmelerin, artan ulaşım ve iletişim olanaklarının, ekonomik, sosyal ve
siyasal ilişkilerde beliren yeni yapılanma gereksinimlerinin, uluslararası
ilişkilere yoğunluk ve yeni boyutlar kazandırdığı belirtildi. Gerekçede,
bunun sonucu olarak kimi durumlarda yabancılara mülk edinme hakkının
tanınması ve buna koşut olarak da konunun ülke koşullarına göre belli yasal
sınırlamalara bağlı tutulması gereğinin ortaya çıktığı kaydedildi.
Gerekçede, dava konusu 35nci maddenin ilk fıkrasıyla yabancı gerçek ve
tüzel kişilerin taşınmaz edinmeleri, "karşılıklı olmak ve kanuni
sınırlamalara uyulmak" koşuluna bağlı tutulduğu, ancak bunun usul ve
esaslarının gösterilmediğine dikkat çekildi.
YABANCILARIN TAŞINMAZ EDİMİ ÜLKE GÜVENLİĞİ İLE İLGİLİ
Gerekçede, hukuk devletinin işlevlerinin yaşama geçirilebilmesi için,
ülkenin bütünlüğü, güvenliği, coğrafi özellikleri, stratejik konumu ve
öncelikleri gözetilerek yabancıların alacağı taşınmazın yeri, arazi, arsa
veya bina olmasının getireceği farklılıklar ile satın almanın amacı,
koşulları ve devirde uyulacak usul ve esaslar gibi unsurların yasada
belirtilmesi gerektiği belirtildi. Bunların yasada düzenlenmemiş olmasının,
ülke bütünlüğü ve egemenliği ile doğrudan ilgili olduğunda duraksama
bulunmayan yabancıların taşınmaz edinimi konusunda, yetki devrine yol
açacağına işaret edildi. Yabancılar lehine taşınmaz üzerinde sınırlı ayni
hak tesis edilmesinde Anayasal sakıncaların söz konusu olduğu kaydedilen
gerekçede, hak süresinin de amacı, süresi, türü gibi özelliklerin Yasada
belirlenmesi gerektiği ifade edildi.
BAKANLAR KURULU YETKİSİ
Maddenin son fıkrasında yer alan "kamu yararı ve ülke güvenliği bakımından
bu maddenin uygulanmayacağı yerleri belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir"
hükmü de değerlendirildi. Böylece "ülke güvenliği" yanında "kamu yararı"
gibi sınırları belirsiz bir kavrama dayanarak Bakanlar Kuruluna bu maddenin
uygulanmayacağı yerleri saptama konusunda geniş bir takdir yetkisi verildiği
belirtilen gerekçede, bunun yasama yetkisinin devrine yol açacağına dikkat
çekildi. Gerekçede, Bakanlar Kuruluna verilen yetkinin kullanılmasının, ise
yabancılar yönünden sınırlama içerdiği belirtilerek, bu sınırlamanın
doğrudan yasayla yapılmaması veya uygulamaya yönelik yetkilendirmenin
sınırlarının ve ilkelerinin belirlenmemesinin Anayasa ile bağdaşmadığı
kaydedildi.
Gerekçeye, Serdar Özgüldür ve Mehmet Erten karşı oy kullandı.
İPTALE KONU OLAN YASA DEĞİŞİKLİĞİ
Yabancı gerçek ve tüzel kişilerin
Türkiye'de taşınmaz mal edinmeleri 03.07.2003 tarih ve 4916 sayılı
Kanunun 19'uncu Maddesi ile değişik 2644 sayılı Tapu Kanununun 35'inci
Maddesinde düzenlenmiştir. Yapılan değişiklikle, yabancı uyruklu gerçek
kişiler ile yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan
tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin Ülkemizde taşınmaz mal
edinimlerine ilişkin yeni esaslar getirilmiş, Tapu Kanununun 36'ncı
Maddesi yürürlükten kaldırılarak içerdiği hükümler 35'inci Maddeye
aktarılmış, ayrıca 442 sayılı Köy Kanununun 87'nci Maddesi tamamen
yürürlükten kaldırılmıştır.
Tapu Kanununun 35'inci Maddesinin yeni
hali aşağıdaki şekildedir:
" Karşılıklı olmak ve kanunî
sınırlamalara uyulmak kaydıyla, yabancı uyruklu gerçek kişiler ile
yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe
sahip ticaret şirketleri, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde taşınmaz
edinebilirler. Karşılıklılık ilkesinin uygulanmasında, yabancı devletin
taşınmaz ediniminde kendi vatandaşlarına veya yabancı ülkelerde bu
ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret
şirketlerine tanıdığı hakların, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına veya
ticaret şirketlerine de tanınması esastır.
Türkiye Cumhuriyeti ile arasında
karşılıklılık olmayan devlet vatandaşlarının kanunî miras yoluyla
edindikleri taşınmazlar ile kanunî kısıtlamalara tâbi alanlardaki
taşınmazlar, intikal işlemleri yapılarak tasfiye edilir ve bedele
çevrilir.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile
yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe
sahip ticaret şirketlerinin otuz hektardan fazla taşınmaz edinebilmesi
Bakanlar Kurulunun iznine tâbidir. Kanunî miras yoluyla intikal eden
taşınmazlar için bu hüküm uygulanmaz. Yabancı uyruklu gerçek kişilerin,
kanunî miras dışında ölüme bağlı tasarruflar yoluyla otuz hektardan
fazla taşınmaz edinebilmesi de Bakanlar Kurulunun iznine bağlıdır. İzin
verilmez ise, fazla miktar tasfiye edilerek bedele çevrilir.
Yabancı uyruklu gerçek kişiler ile
yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe
sahip ticaret şirketleri lehine, taşınmaz üzerinde sınırlı ayni hak
tesis edilmesi halinde karşılıklılık şartı aranmaz.
Kamu yararı ve ülke güvenliği
bakımından, bu maddenin uygulanmayacağı yerleri belirlemeye Bakanlar
Kurulu yetkilidir."
KARŞILIKLILIK
Karşılıklılık ilkesinin varlığı için
kanuni düzenlemenin yanında bunun fiilen uygulanabilir olması da
gerekmektedir. Kanuni karşılıklılığın varlığının fiili durumu
göstermeyeceği gibi, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının başvurusu
halinde, yabancı ülkede karşılaşacakları sınırlamaların karşılıklılık
uygulamasına esas alınması gerekir. Dolayısıyla Ülkemiz ile yabancı bir
devlet arasında taşınmaz mal edinimi konusunda karşılıklılığın
varlığından söz edebilmek için karşılıklılığın kanuni ve fiili olması
gerekmektedir. Buna göre, bir yabancı ülke vatandaşının ya da ticaret
şirketinin Ülkemizde taşınmaz mal edinmesi, Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarının ve ticaret şirketlerinin de o ülkede taşınmaz mal
edinmesine, kanun ile hak tanınmış olmasına ve bu hakkın da fiilen
uygulanabilmesine bağlıdır.
Karşılıklılığın kanuni ve fiili
olmasının yanında yeni düzenlemede karşılıklılık ilkesinin birebir
uygulanması yerine, yabancı devletin kendi vatandaşlarına veya kendi
kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerine
tanıdığı hakların, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına veya ticaret
şirketlerine de tanınması esası getirilmiştir.
Yabancı gerçek kişilerin ülkemizde taşınmaz mal edinmelerinin ikinci
koşulu kanunla getirilmiş olan kısıtlayıcı hükümlere uymaktır.
Yabancıların taşınmaz mal edinmelerine ilişkin olarak kanunlarımızda
bazı kısıtlamalar yer almış bulunmaktadır. Bu kısıtlayıcı hükümler
şunlardır:
a.Yabancıların ülkemizde taşınmaz mal
edinmelerini coğrafi açıdan sınırlayan 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler
ve Güvenlik Bölgeleri Kanununda yer alan düzenlemelere göre; askeri
yasak bölgeler ve güvenlik bölgelerindeki taşınmaz malların yabancı
gerçek ve tüzel kişilere satılması, devredilmesi ve kiralanması mümkün
bulunmamaktadır.
b.2644 Sayılı Tapu Kanununun 35'inci
maddesine göre, yabancı uyruklu gerçek kişilerin kanuni miras dışında ve
yabancı ülkelerin kendi kanunlarına göre kurulan ticaret şirketlerinin
ülkemizde edinebilecekleri taşınmaz mal miktarı otuz hektar ile
sınırlandırılmış, bu miktarı geçen edinimler ise Bakanlar Kurulunun
iznine tabi tutulmuştur.
c.442 sayılı Köy Kanununun 87'nci
Maddesi yeni düzenleme ile kaldırıldığından yabancı gerçek kişilerin ve
yabancı ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe
sahip ticaret şirketlerinin köylerde taşınmaz mal edinmeleri mümkün hale
gelmiştir.
Tapu Kanununun 35'inci Maddesinde
yapılan değişiklikle, yabancı gerçek kişilerde olduğu gibi yabancı
ülkelerde bu ülkelerin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip
ticaret şirketlerinin de karşılıklı olmak ve kanuni kısıtlayıcı
hükümlere uymak koşuluyla Türkiye'de taşınmaz mal edinmeleri mümkün hale
getirilmiştir.
Yabancı bir devlet ile Ülkemiz arasında
gerek yabancı gerçek kişiler gerekse yabancı ticaret şirketleri yönünden
karşılıklılığın bulunup bulunmadığı Dışişleri Bakanlığı'na sorulmak
suretiyle belirlenmektedir.
4112 SAYILI KANUNUN UYGULANMASI
4112 sayılı Kanunla 1995 yılında 403
sayılı Türk Vatandaşlığı Kanununda yapılan değişiklik ile, doğumla Türk
vatandaşlığını kazanmış olup da, sonradan Bakanlar Kurulu'ndan çıkma
izni almak suretiyle yabancı bir devlet vatandaşlığını kazanan kişiler
ve bunların kanuni mirasçılarına Türkiye Cumhuriyeti'nin milli güvenliği
ve kamu düzenine ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla ülkede ikamet,
seyahat, çalışma, miras, taşınır ve taşınmaz mal iktisabı ile ferağı
gibi konularda Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına tanınan haklardan
aynen yararlanma imkanı sağlanmıştır; yabancılara uygulanan kanuni
kısıtlayıcı hükümlerin (2644 Sayılı Tapu Kanununun 35'inci maddesi ve
2565 Sayılı Askeri Yasak Bölge ve Güvenlik Bölgeleri Kanununda yer alan
kısıtlamalar) uygulanmaması gerekmektedir. Bu kapsamdaki kişilere,
belirtilen konulara ilişkin işlemler sırasında gösterilmesi zorunlu olan
"4112 Sayılı Kanunla Saklı Tutulan Hakların Kullanılmasına İlişkin
Belge" verilmektedir. Ancak, bu belge bir kimlik veya hüviyet belgesi
olmayıp hak sahipliği belgesidir.
YABANCI SERMAYELİ ŞİRKETLERİN TAŞINMAZ
MAL EDİNMELERİ
Yabancı sermayeli şirket ifadesi çoğu
zaman yabancı şirket ifadesi ile karıştırılmaktadır. Öncelikle belirtmek
gerekir ki, yabancı sermayeli şirketler Türk Ticaret Kanunu hükümlerine
göre Türkiye'de kurulurlar ve Türk Ticaret Siciline kaydedilirler. Yani,
bu şirketler Türkiye Cumhuriyeti hukuk kurallarına tabi şirketlerdir.
Sadece sermayelerinin tamamı veya bir kısmı yabancı gerçek veya tüzel
kişilere aittir. Hissedarlarının yabancı kişiler olması şirketi yabancı
tüzel kişi statüsüne sokmaz; çünkü şirketin uyruğu ile hissedarlarının
uyrukları farklı hususlardır.
17 Haziran 2003 tarih ve 25141 sayılı
Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5 Haziran 2003 tarih ve 4875
sayılı "Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu" ile, 18.01.1954 tarih ve
6224 sayılı Yabancı Sermayeyi Teşvik Kanunu yürürlükten kaldırılarak;
doğrudan yabancı yatırımların özendirilmesi ve artırılması, yabancı
yatırımcının haklarının korunması, yabancı yatırımların gerçekleşmesinde
izin ve onay sisteminin bilgilendirme sistemine dönüştürülmesi
amaçlarıyla yeni esaslar getirilmiştir.
4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar
Kanunu ile, yabancı yatırımcılar yerli yatırımcılarla eşit muameleye
tabi tutulmuş; yatırım izni, şirket kuruluş izni gibi izin ve onaylar
kaldırılmış; yabancı yatırımcıların Ülkemizde kurdukları veya iştirak
ettikleri tüzel kişiliğe sahip şirketlerin, Türkiye Cumhuriyeti
vatandaşlarının edinimine açık olan bölgelerde taşınmaz mülkiyeti veya
sınırlı ayni hak edinmeleri serbest bırakılmıştır.
Yabancı sermayeli şirketlerin Ülkemizde
faaliyetlerine ilişkin 4875 sayılı Kanuna göre faaliyet gösterecek veya
mülga 6224 sayılı Kanuna göre kurulmuş şirketler, kuruluş yeri ve idare
merkezi esasına göre yabancı sermayeli Türkiye Cumhuriyeti şirketleri
sayılmaktadır. Bu sebeple, gerek mülga 6224 sayılı Yabancı Sermayeyi
Teşvik Kanununa göre faaliyet izni almış, gerekse 4875 sayılı Doğrudan
Yabancı Yatırımlar Kanununa göre faaliyet gösterecek yabancı sermayeli
şirketlerin taşınmaz mal edinimleri ve tapu siciline yönelik diğer
talepleri, Türk Ticaret Kanununa göre kurulan şirketler ile aynı usul ve
esaslara tabi olarak ticaret sicil memurlukları tarafından verilen ve
şirketin taşınmaz mal edinme yetkisini ve yetkilisini gösterir yetki
belgeleri değerlendirilmek suretiyle ilgili Tapu Sicil Müdürlüklerince
sonuçlandırılmaktadır.
TRANSFER
Yabancıların gerek döviz bozdurmak
suretiyle satın aldıkları gerekse döviz bozdurmaksızın sahip oldukları
taşınmaz mal ve ayni hakların gelirleri ve satış bedellerinin bankalar
ve özel finans kurumları yolu ile transfer ettirilmesi serbesttir.
BAŞVURULARIN YAPILACAĞI MERCİİ
2644 sayılı Tapu Kanununun 26'ncı
Maddesi ile; mülkiyete, mülkiyetten ayrı ayni haklara ilişkin
sözleşmeleri düzenleme görev ve yetkisi Tapu Sicil Müdürlüklerine
verilmiştir.
Taşınmaz mal edinmek isteyen veya
mülkiyetten ayrı ayni haklardan yararlanmak isteyen yabancı kişiler,
başvurularını, taşınmaz malın bulunduğu yerin Tapu Sicil Müdürlüğüne
yapacaklardır.
BAŞVURULAR İÇİN GEREKLİ BELGELER
Başvurular için gerekli belgeler
bakımından yabancılarla Türk vatandaşları arasında herhangi bir fark
bulunmamaktadır.
GERÇEK KİŞİLER AÇISINDAN
1- Taşınmaz mala ait varsa tapu senedi,
yoksa taşınmaz malın ada ve parsel numarasını belirtir belge veya
malikin sözlü beyanı,
2- Uyruğunda bulunduğu ülkenin kimlik
belgesi veya pasaportu ile iki adet vesikalık fotoğraf,
3- İstemde bulunan kişi vekil ise,
temsile ilişkin vekaletname ile temsilcinin fotoğraflı kimlik belgesi ve
vesikalık fotoğraf, alıcılar açısından bizzat işleme katılmayanlar var
ise, onları temsil eden temsilcilerin fotoğraflı kimlik belgeleri,
vesikalık fotoğrafları ve temsilciliklerine ilişkin belgeler.
TÜZEL KİŞİLER AÇISINDAN
1- 4875 Sayılı Doğrudan yabancı
Yatırımlar Kanununa göre kurulan şirketler Ticaret Sicil Memurluğundan
alacakları yetki belgelerini, imza sirkülerini ve buna dayanılarak
yetkili kılınan kişiye verilen vekaletnameyi,
2- Yabancı ülkelerde kendi kanunlarına
göre kurulan yabancı ticaret şirketleri için kuruldukları ülkenin kendi
mevzuatınca ilgili makamlarından alacakları yetki belgesi yerine geçen
bir belgeyi ibraz etmeleri gerekmektedir.
Tapu işlemleri sırasında ödenmesi
gereken harç ve vergiler açısından yabancı uyruklu kişiler ile Türkiye
Cumhuriyeti vatandaşları arasında hiçbir fark yoktur.
Ancak, ülkemizde taşınmaz mal edinmek
isteyen yabancı uyruklu gerçek ve tüzel kişilerin edinmek istedikleri
taşınmaz malların Askeri Yasak Bölge ve Güvenlik Bölgeleri dışında kalıp
kalmadığının tespit edilebilmesini teminen yetkili askeri makama
sorulurken, taşınmazın bulunduğu yerin 1/25000 ölçekli haritada
işaretlenmesi için araziye gidilmesi gerekiyorsa "parselin yerinde
gösterilmesi" işlemine göre döner sermaye hizmet bedeli alınmaktadır. |