TANIMA VE TENFİZ DAVASI – ( TÜRKİYE’ DEN BOŞANMA )

Yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların, Türkiye de icra olunabilmesi; yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır. Yabancı mahkemelerin ceza ilamlarında yer alan kişisel haklarla ilgili hükümler hakkında da tenfiz kararı istenebilir. Tenfiz davalarında görevli mahkeme asliye hukuk mahkemeleridir. Kesinleşmiş yabancı mahkeme kararı aslı ve onanmış tercümesi dosyaya sunulunca mahkeme tenfize dair kararını vermektedir. Yabancı ülkelerden verilen boşanma, velayet, alacak gibi hukuk davalarına dair kararlar tenfiz kararı alınmadan Türkiye’ de icra olunamaz. Yurtdışındaki vatandaşlarımızın yabancı ülkelerden aldıkları boşanma kararları Türkiye de tenfiz edilmeden hiçbir hukuki geçerlilik taşımaz. Yabancı mahkemede boşanmış eşler, tenfiz kararı alınıp nüfusa gönderildikten sonra boşanmış sayılırlar. Yukarıda da belirtmiş olduğumuz boşanmanın tüm sonuçları, (yabancı mahkeme boşanma kararında) kararın Türkiye de tenfizi kararı verildikten sonra doğmaya başlar.

tanıma ve tenfiz davası
Şartları:

1- Yabancı Mahkeme tarafından verilmiş bir mahkeme kararının aslı olacak,( 2675 S.Y.nın 36 ve 37. Maddesinde istenen belgeler ayrı ayrı sayılmıştır.)

2- Verilen bu karar kesinleşmiş olacak,

3- Yabancı Mahkeme Kararının tamamının(eksik tercüme kabul edilemez) yeminli tercüman tarafından Türkçe’ye tercüme edilmiş ve resmi kurumlar tarafından tasdik edilmiş onaylı sureti bulunacak.

4- Tenfizi istenen kararın mutlaka mahkeme tarafından verilmesi ve mahkeme hükmü niteliği taşıması gerekir. Belediye ,Eyalet valiliği vb. idari birimlerin verdiği kararın tenfizine karar verilemez.

5- T.C. ile ilamın verildiği yabancı devlet arasında yasadan doğan fiili veya hukuki karşılıklılık (mütekabiliyet) veya bu konuda anlaşma(sözleşme) olmalıdır.

6- Yabancı Mahkeme Hükmünün kamu düzenine açıkça aykırı olmaması gerekir, (örneğin Türk hukukunda aslonan velayet konusunda küçüklerin menfaatleridir(Ruhsal ve Düşünsel gelişimi). Eğer bu kural göz ardı edilmiş ise tenfiz kararı verilemez.)

7- İlamın Türk Mahkemelerinin kesin yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması gerekir.(Taşınmazın aynına ilişkin davalarda Türk mahkemelerinin yetkisi kesindir.) ancak boşanma ,ayrılık ve evliliğin iptali gibi davalar da kesin yetki yoktur.

8-Yabancı ülke kanunları uzarınca kendisine karşı tenfizi istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyapta hüküm verilmiş olsa dahi , bu kişinin yukarıda ki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemelerine itiraz etmemiş olması gerekir. İtiraz etmiş ise davanın reddine karar verilmelidir. Kısacası Tenfiz kararı verilebilmesi için yabancı mahkeme tarafından usulüne uygun olarak karşı tarafa savunma hakkı verilmesi gerekir.

9- Türklerin kişi hallerine ilişkin yabancı ilamda Türk kanunlar ihtilafı kuralları gereğince , yetkili kılınan hukukun uygulanmamış ve Türk vatandaşı olan davalının tenfize bu yönde itiraz etmemiş olması gerekir. (2575 s. k. 13.madde) Diğer bir anlatımla Türk kanunlar ihtilafı kuralları gereğince Türklerin boşanma davaları için öngörülen hukukunun uygulanmadığının belirlenmesi ve bu yönde davalının itirazda bulunması halinde tenfiz kararı verilemez.

Hollanda’da boşanan çiftler için hukuki süreç
Hollanda’da yaşayan Türk vatandaşı veya Türkiye’den izin alarak Türk vatandaşlığından çıkan Pembe/Mavi Kart hakkı sahibi insanımız arzu edilmese de, geleceğe yönelik bin bir ümitle gerçekleştirdikleri evliliklerini çeşitli nedenlerle boşanma ile sonlandırmakta.

Peki Hollanda’da boşanan bu çiftler ne yapması gerekiyor? Bu ve buna benzer soruların cevaplarını Avukat Şerif Yılmaz veriyor….
“Evliliğini sonlandırmak isteyen kişiler Hollanda mahkemelerine başvurarak, Hollanda mahkemesinden boşanma kararı almakta. Tarafların her ikisi de Türk vatandaşı ise mahkeme Türk Medeni Kanununu, tarafların biri Hollanda vatandaşı ise Hollanda hukukunu uygulamakta. Ancak Hollanda Avrupa Birliği(AB) üyesi olduğundan ve AB’de Haziran 2012 tarihinde yürürlüğe giren “Boşanma ve Ayrılığa Uygulanacak Hukuk Alanında Güçlendirilmiş İşbirliğinin Uygulanmasına Dair Konsey Tüzüğü (ROM III Tüzüğü)” gereğince bu tarihten sonra açılan boşanma davalarında aksi kararlaştırılmadıkça Türk hukukunun uygulama yeri kalmıyor.
Yani artık taraflar ister Türk vatandaşı ister Hollanda vatandaşı olsun sadece Hollanda hukuku uygulanmakta.”

Hollanda mahkeme kararı boşanma için yeterli mi?

“Hollanda’da boşanma kararı alınması Türk hukukunun hakimiyet alanına etki etmeyeceğinden bu hali ile Türk vatandaşı olanların işini görmeyecektir.” diyen Av. Yılmaz bu konuyu şu şekilde açıklamakta: “Yani Türkiye için bir geçerliliği bulunmamaktadır. Bunun için belirli şartları sağlandığında bu boşanma kararının Türkiye’de de etkili olabilmesi ve nüfus kayıtlarına işlenebilmesi için Türk mahkemesince tanınması ve tenfizi gerekmektedir.
Bu zorunluluk sadece Türk vatandaşları için değil, Türk vatandaşı iken evlenip daha sonra Hollanda vatandaşlığına geçenler tekrar bir Türk vatandaşı ile evlenmek istediklerinde yetkili makamlarca onlardan Türk makamlarından ‘evlenme ehliyet belgesi’ istediklerinden , bu kişilerde Türkiye’de tanıma tenfiz yaptırmak zorundadırlar. Zira nüfus kayıtları kapalı da olsa halen nüfusta evli olarak görünmektedirler.”

Kararın tanıma-tenfizi yapılmazsa ne olur?

Boşanma kararının tanıma-tenfizinin yapılmaması Türk hukukun açısından karmaşıklığa neden olmakla birlikte taraflar ve mirasçıları için hak kayıplarına sebebiyet verebilmekte.

Her şeyden önce Hollanda mahkemesince boşanma olmasına rağmen halen Türk nüfus kaydında aslında boşanılan kişi ile evli göründüğünden, vefat halinde eşler halen birbirinin mirasçısı olmaya devam ediyor. Bu kişiler mirasçılık belgesi çıkartarak malvarlığını üzerine geçirebilir.

Türk nüfus kaydında halen evli olarak göründüklerinden tekrar evlenmek istemeleri halinde evlenemiyorlar.

Yılmaz “Boşanma kararının gecikilmeden tanıma ve tenfizi yapılmazsa, zamanla boşanan eşlerin birbirleriyle irtibatı kesileceğinden ve hatta vatandaşlık durumları değişebileceğinden, tanıma tenfiz davalarında diğer eşin adresinin bulunması ve tebligatın yapılması oldukça güçleşir. Bu da daha fazla masraf ve davanın daha fazla uzamasına sebebiyet vererek haklarınız gecikmeye uğrar.

Eşlerin evlilik birliği sırasında edindikleri taşınır ve taşınmaz malların paylaştırılması için açılacak davanın şartı tarafların boşanmış ve kararın kesinleşmiş olmasıdır. Ve bu dava boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren bir yıl içerisinde açılmalıdır. Aksi takdirde zamanaşımına uğrar. 5718 sayılı Milletlerarası Özel hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 59.maddesi gereğince Hollanda mahkeme kararının kesinleşme tarihi Türkiye içinde de kesinleşme tarihi olacağından bu bir yıllık süre Hollanda mahkeme kararının kesinleşme tarihinden itibaren hesaplanır. Dolayısıyla özellikle eşlerin evlilik birliği sırasında edindikleri Türkiye’deki taşınmaz mallarla ilgili açılacak davalarda Türk mahkemeleri yetkili olduğundan uzun süre sonra yapılan tanıma-tenfizler sonucu elde edilecek kararla bu hakkın zamanaşımına uğraması söz konusu olacaktır.

Tanıma-Tenfiz yapılmadığı için taraflar halen evli gözüktüğünden üzerlerine aldıkları taşınmaz ve taşınır mallar evlilik birliği içerisinde edinilmiş olacağından diğer eş bundan hak talep edebilecektir. Bunun için de bir seri dava açmak ve hakkın geri alınması için masraf yapmak gerekecektir.

Yine tanıma-tenfiz yapılmadığında halen evli görünmeden dolayı Hollanda mahkemesinde boşanmasına rağmen gayrı resmi evlenip veya evlenmeden çocuk sahibi olan kadının çocuğu evlilik birliğinde doğmuş gibi gerçekte boşanılmış babanın adına nüfusa kaydedilecektir. Bu da babalığın reddi gibi dava şartlarının çok kısa hak düşürücü sürelere tabi tutulduğu karmaşık ve yıllarca sürecek davaların açılmasına sebebiyet verecektir.”diyor.

Tanıma-tenfiz davalarının açılması için bir süre var mı?

Kanunlarımızda böyle bir süre öngörülmediğini belirten Yılmaz, “Ancak bu davanın geciktirilmesi yukarıda izah etmeye çalıştığımız hak kayıplarına ve zorluklara sebebiyet verecektir.”demeyi de ihmal etmiyor.

Bu davayı açmak için mutlaka Türkiye’ye gidilmelimidir?

Normalde her insan hakkını aramak için mahkemelere kendisi bizzat dava açabileceğini belirten Yılmaz, ancak bazı davaların uzman bir kişi tarafından takibi gerekebileceğini belirtiyor.

Yılmaz özellikle yurtdışında yaşayan ve ikamet eden insanlarımızın Türk hukukuna aşina olmamaları, dava açmak ve takibi için Türkiye’ye gitmelerini hem bu davaların uzmanlık gerektirmesi hem de gidiş gelişlerin çok masraflı olması nedeniyle tavsiye etmediklerini belirtiyor.

Dava açmak isteyen kişiler veya taraflar kendilerini verecekleri bir vekaletname ile avukatlar aracılığıyla Türk mahkemeleri ve makamları nezdinde temsil edilebiliyor. Mahkemeyi başlatan kişilerin bir avukatı vekil tayin ettirerek Türkiye’ye gitmelerine ve duruşmalara katılmalarına da gerek kalmıyor.

Dava açmak için ne yapmalı?

Şayet Hollanda mahkemesinde boşanan eşler anlaşabiliyorsa vatandaşlıklarına bakılmaksızın her biri ayrı bir avukat arkadaşımıza vekalet verebilirler. Şayet bir taraf Hollanda vatandaşı ise o kişi “Apostille” şerhi verilmek kaydıyla Hollanda noterinden , Türk vatandaşı ise Türk konsolosluklardan veya Türkiye’de noterden vekaletname çıkartabilirler. Bu durumda davaları yaklaşık 2-4 ay gibi bir sürede sonuçlanır.

Taraflardan sadece biri vekaletname verirse, yani dava çekişmeli bir dava olacağından karşı tarafın vatandaşlık ve ikamet yerine göre değişkenlik göstermekle birlikte dava süreci 1 -2 yılı bulabilmektedir.

Bir avukata başvururken hangi belgeleri temin etmek gerekli?

Gerekli olan belgeler için Av. Yılmaz şunları belirtiyor: “Yukarıda da izah ettiğimiz gibi öncelikle sizin adınıza dava açıp hareket edebilmemiz için vekaletname gerekmektedir.
İkincisi Hollanda mahkemesi boşanma kararına ihtiyacımız var. Ancak bu kararda kesinleşme ve Apostille şerhi olması gerekmektedir. Başkaca bir belgeye ihtiyaç bulunmamaktadır.”

Apostille şerhi nedir?

1961 tarihli Lahey (Apostille) Sözleşmesine göre “Apostille Şerhi” yabancı devlet makamlarınca düzenlenmiş belgelerin ayrıca bir tasdik işlemine tabi tutulmaksızın bir başka devlet makamı tarafından geçerli kabul edilmesine yönelik işlemler bütünüdür.

Bu işlem son derece basit olup belgeyi düzenleyen devletin yetkili makamı tarafından ilgili evraka “Apostille” kaşesinin basılarak veya etiketinin yapıştırılarak imzalanmasından ibarettir.

Yani Hollanda mahkeme kararının veya Hollanda noterinin düzenlediği vekaletnamenin bu şerhi taşıması halinde, bu belgeler yeniden Türk makamlarınca onaylanmasına gerek kalmadan Türk makamları önünde geçerli olmaktadır.

Tanıma-tenfiz davasında tekrar mı boşanma görülecek?

Tanıma tenfiz davalarında tekrar boşanma sebepleri incelenmez. Türk hakimi burada Hollanda mahkeme hakimin kararını değiştiremeyeceği gibi boşanmaya esas olayları da yeniden göremez. Türk mahkemesi hakimi sadece bu Hollanda mahkemesi boşanma kararının Türk kamu düzenine aykırı olup olmadığını, davalı tarafa savunma hakkı verilip verilmediğini araştırır ve kararını verir.

Tanıma-tenfiz davasında şahit gerekli mi?

Tanıma-tenfiz davaları 5718 sayılı Milletlerarası Özel hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanuna göre basit yargılama usulüne tabidir. Bu davalar adli tatilde de görülebilir.
Bu davalarda şahit, bilirkişi, keşif gibi deliller istenmez. Sadece kesinleşmiş ve “Apostille” şerhi verilmiş Hollanda mahkeme kararının aslı ile bunların onaylı (Noter veya Türk Konsolosluklarından) Türkçe tercümelerinin verilmesi delil olarak yeterlidir.
Davalı taraf Hollanda vatandaşı ise Tebligat Kanunu gereğince dava dilekçesi, mahkeme tensip tutanağı ve tebligat evrakları Hollandacaya tercüme edilerek ikamet ettiği yer Hollanda mahkemesince tebliğ edilir.

Davalı taraf Türk vatandaşı ve yurtdışında ikamet ediyorsa ona tercüme yapılmadan ikamet yerinin bağlı olduğu Türk Konsolosluğunca tebligat yapılır.